Skip to Menu Skip to Content Skip to Footer
 

Haci Veli Bişkin

İSTİKLAL MARŞI’NIN TAHLİLİ

Cuma, 18 Mart 2011 10:12

İSTİKLAL MARŞI’NIN TAHLİLİ

Değerli öğrenciler,

Millletlerin kahramanlık destanları olan Milli Marşı dikkatli bir şekilde okuyan, gönülden söyleyen ve büyük bir heyecanla dinleyen nesiller, milli bir bilinç kazanır ve kim olduklarının farkına varırlar.

Milli Marşımız, bayrağımızın ve onun hürriyetinin ebedileştiği; milletimizin ruhunun, tarihinin ve hayallerinin ölmez değeridir.

Bildiğiniz gibi bayrak birçok şairimizin de ilham kaynağı olmuştur. Bu ilhamı Arif Nihat Asya’da şu dizelerde görmekteyiz:

Kopardılar ayı gökten
Bir ipek dala astılar
Yurt dediler gövdesine
Ayaklarını bastılar…

Aynı bayrak Mehmet Akif Ersoy’da da dert ortağı gönül arkadaşıdır.

Değerli öğrenciler,

İstiklal Marşı’nı anlayabilmek için Mehmet Akif Ersoy’u iyi anlamak, milli mücadele ruhunu yakından tanımak ve o ruhu hissetmek gerekmektedir. Şayet böyle yapar isek Mili Marşımızı ezberlemek ve okumak da o derece kolay olacaktır. Aksi halde okullarımızda yaptırdığımız ezberler yasak savmaktan öteye geçmeyecektir.

Siz genç nesiller bizlere bu “cennet vatan”ı bırakanların o Milli Mücadele azmini, ruhunu içinizde yaşamaz ve yaşatamazsanız verilen çabalar sonuç vermeyebilir. İstiklal Marşı işlenirken mutlaka tarihle ilişki kurulmalıdır. Osmanlının muhteşem yüzyılı diye bildiğimiz yükselme dönemi ile çaresizlik ve çöküşün ifadesi olan ve bir o kadar Milli Mücadele ruhunun doğmasına vesile olan Sevr asla ve asla unutulmamalıdır.Yine Mondros Mütarekesi ve onun neticesi olan çaresizlik ve ordunun hareket edemez hale getirilmişliği akıllardan çıkarılmamalıdır.

Değerli öğrenciler,

Bugün burada Milli Marşımızın I. TBMM’de kabul edilişinin 90. yılını idrak etmek ve kutlamak amacıyla toplanmış bulunuyoruz. Akif, malumunuz üzre bu şiiri “KAHRAMAN ORDUMUZA” ithaf etmiştir.

Marş, İstiklal Savaşı yıllarında kaleme alınmış olup adeta o yılları şikayet ve o yıllara isyan tem içermektedir:

Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.

Ben ezelden beridir hür yaşadım hür yaşarım
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış şaşarım,

Arkadaş, yurduma alçakları uğratma sakın,
Siper et gövdeni dursun bu hayasızca akın.

Yukarıdaki mısralarda canı “vatan” uğruna feda etmenin yüceliği de dile getirilmektedir. Akif’te vatani çoşku en yüksek noktasındadır ki bu mısralar güçlü kaleminden bizlere seslenmektedir.

Şair, savaşa giden kahraman Mehmetçiğe bir anne sesi ve yumuşaklığıyla seslenerek onları iknaya çalışır:

Canı, cananı, bütün varımı alsın da Hüda
Etmesin tek vatanımdan dünyada cüda.

Bu Marş’ın temel motifi ise asırlardır beslendiğimiz ve bu sayede birçok başarılara imza attığımız inançtır yani ALLAH inancıdır:

Hakk’a tapan, milletimin hakkı İSTİKLAL.

Bu Allah inancı öyle bir inançtır ki batının bütün ezici teknolojik üstünlüğüne rağmen onlara galip gelmektedir. Bu inancın zaferini netice olarak nerede görüyoruz? Elbette ki ÇANAKKALE’de!

Türklere zafer bildiğiniz gibi Allah tarafından va’ddedilmiştir. Ve onun va’ddetiği günler bir gün doğacaktır.

Ruhumun senden ilahi şudur ancak emeli
Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli
Bu ezanlar ki şehadetleri dinin temeli
Ebedi yurdumun üstünde inlemeli.

Akif, ırk kelimesine aslında dikkatli bir şekilde yaklaşan bir şairdir. Ancak bildiğiniz gibi iki yerde “ırkım” demektedir:

Kahraman ırkıma bir gül ne bu şiddet bu celal!
Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlal!

Vatan da Milli şairimiz için önemli bir kavramdır. Ancak öyle sıran, alelade bir toprak parçası olmayıp o günlerde düşmanın kirli ayakları altında ezilen ve çiğnenen bir vatandır. Oysa o toprağı sıradanlıktan çıkaran mısralar ise şöyle dile gelmektedir:

Bastığın yerleri toprak diyerek geçme tanı,
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.

Yine Akif’teki önemli motiflerden birisi de “ümit”tir. Bu ümidi bayrağa seslenerek anlatır:

Korkma sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.

Biz vatan kavramının Namık Kemal, Ziya Gökalp ve Yahya Kemal’de de anlatımlarını görürüz. Ancak Akif’in İstiklal Marşı’nda tüm bunların üstünde bir vatan anlayışı vardır. şöyle ki:

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şüheda fışkıracak toprağı sıksan şüheda.

Akif, emperyalizme de şiddetle karşı çıkmaktadır. Bu duygularını da Hakkın Sesleri’nde dile getirmiştir:

Tükürün Ehl-i Salib’in o hayasız yüzüne!
Tükürün onların asla inanılmaz yüzüne!
Medeniyet (!) denilen maskara mahluku görün
Tükürün maskeli vicdanına asrın, tükürün!

Yine biz aynı medeniyeti yunanlıları üzerime saldıklarında da görüyoruz. O yunanlılar ki sayısız Türk’ü katletmişler, sayısız Türk’ün ırzına, canına kastetmişlerdir. İstiklal Marşı’ndaki:

Ulusun , korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar?
“Medeniyet” dediğin tek dişi kalmış canavar!

 

Satırlarımın başlarında ifade ettiğim gibi istiklal Marşı aslında “ümid”in bir marşı idi. Ve o zorlu günlerdeki karamsar tablodaki ümidi dile getirirken:

Doğacaktır sana va’ddettiği günler Hakk’ın
Kim bilir belki yarın belki yarından da yakın.

mısraları ileride gelecek zaferin gizemli bir müjdecisi gibidir.

Değerli öğrenciler,

Sözlerimi Akif’in son günlerinde söylediği “Allah bir daha bu millete yeni bir marş yazdırmasın” sözüyle son verirken sizlerden de bir arzum olacaktır ki bundan sonra her pazartesi sabahı ve Cuma öğlen sonu söylediğiniz Milli marşımızı havasına ve tarihi gerçeklerine uygun bir şekilde okumanızdır.

Ruhun şad olsun büyük Mili şair!

Beni dinleme sabır ve teveccühünde bulunmanızda dolayı teşekkürlerimi sunarım. Sağ olun…

H. VELİ BİŞKİN